anlatan kadınlar
roman, öykü, şiir, deneme, anı, tiyatro, senaryo...

biyografisi:

burcu karakaş burcu karakaş
1987 yılında istanbul’da doğdu. marmara üniversitesi siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümü’nden mezun oldu. boston üniversitesi’nde gazetecilik ve ortadoğu üzerine aldığı yüksek lisans eğitimini, “devlet söyleminde kürt meselesi: diyarbakır askeri cezaevi üzerine bir çalışma” başlıklı teziyle tamamladı. bir süre washington’da yerel bir gazete için muhabirlik yaptı. açık radyo’da “şiddetimi geri alamam” adlı bir program hazırlayıp sundu. 2010’da milliyet gazetesinde başladığı mesleği, ankara’da diplomasi muhabiri olarak sürdürdü.
iletişim yayınları’ndan bawer çakır ile kaleme aldığı, “futbol, eşcinsellik ve halil ibrahim dinçdağ’ın hikayesi: erkeklik ofsayta düşünce” adlı bir kitabı çıktı. istanbul tabip odası tarafından 2013 yılında “ilkokulda nişan, 11’inde evlilik” başlıklı haberiyle “yazılı basın haber” dalında ödüle layık görüldü. 2014 musa anter ve özgür basın şehitleri gazetecilik ödülleri’nde jüri özel ödülü aldı. halen dw-türkçe haber sitesinde gazeteciliğe devam ediyor. ayrıca, açık radyo’da bianet’ten çiçek tahaoğlu ile birlikte türkiye’den ve dünyadan kadın ve lgbti gündemini değerlendirdikleri “cadı postası” adlı bir program hazırlayıp sunuyor. journo.com, 1+1 forum ve bianet'te yazıları düzenli olarak yayınlanıyor.
"manşetleri gör aklını kaçırırsın: 90'lı yıllarda gazetecilik" adlı kitabı 2016 yılında imge kitabevi tarafından, "yalan dünya: reytingler, tıklar ve şimdi reklamlar" 2016 yılında p24 kitaplığı, ve "ne olmuş güldüysek - evrim alataş" kitabı 2018'de ayizi kitap tarafından yayınlandı.

 

yapıtları:

erkeklik ofsayta düşünce adı: erkeklik ofsayta düşünce / futbol, eşcinsellik ve halil ibrahim dinçdağ’ın hikayesi (söyleşi, bawer çakır'la birlikte)
ilk yayın tarihi: aralık 2013, istanbul
yayınevi: iletişim yayınları
içeriği/özeti:
  
“ilk hakemlik yıllarımda çok agresiftim. aileme küfür edildiğini duyunca tribüne dönüp cevap veriyordum. hakemi aslana, sahayı kafese, seyircileri de kediye benzetiyorum. kediler maç boyunca aslana kafa tutuyor. ama maç bitince aslan kafesten çıkıyor, seyirci hiçbir yerde yok. olgunlaştıkça hiç umursamamaya başladım. bana ‘ibne’ demeleri beni sadece güldürür. ben eşcinselim, ‘ibne’ değil. seyircinin de ‘ibnelik’ten anladığı zaten entrika çevirmek…”
halil ibrahim dinçdağ, türkiye’de futbol ortamında eşcinsel kimliğiyle var olma mücadelesi veren ilk kişi. eşcinsel kimliğinden ötürü hakemliği sürdürmesi engellenen dinçdağ, burcu karakaş’ın kendisiyle yaptığı uzun söyleşide, futbolun erkek ortamındaki macerasını anlatıyor. sadece futbol dünyasında değil, trabzon’da, muhafazakâr bir çevrede, “cemaat” yurtlarında ve bir inanan olarak varolma uğraşı var bu maceranın içinde. ve tabii ikiyüzlü bir dışlama pratiği var. eşcinsellerin türkiye’deki tanınma mücadelesini ve futbolun da bu mücadelenin bir alanı haline gelmesini, bawer çakır’ın kitaptaki yazısından izliyoruz. bawer çakır, öznel deneyimiyle nesnel durumu harmanlayarak anlatıyor bu mücadeleyi.

kitapla ilgili bağlantılar:

  • ofsayta düştüğümüz bir hikâye        uygar gültekin, agos gazetesi, 16.12.2013
  • eşcinselliğin mücadele alanı olarak futbol (söyleşi)        evrim kepenek, bianet, 14.12.2013
  • hakem dinçdağ ile lambda’da erkekliğe ofsayt (söyleşi)        behiye erinç taş, kaos/gl, 10.12.2013

     

  • manşetleri gör aklını kaçırırsın - 90'lı yıllarda gazetecilik adı: manşetleri gör aklını kaçırırsın - 90'lı yıllarda gazetecilik (araştırma)
    ilk yayın tarihi: temmuz 2016, istanbul
    yayınevi: imge kitabevi
    içeriği/özeti:
      
    “tuğrul eryılmaz: 1990’ların manşetlerini gör, aklını kaçırırsın... kürt diyemiyorsun. bu nedir ya? biz de korkak davrandık. kürtler hep yalnız bırakıldı. bilmiyorduk. öğrendik, korktuk. korkumuzu yeninceye kadar zaman geçti.”
    öldürülen gazeteciler, bombalanan gazete binaları, yazılamayan haberler, gizlenen gerçekler... türkiye tarihinin en can yakıcı dönemlerinden biri olan 90'lı yıllar, medyayı da derinden etkiledi. gezi Parkı eylemleri sırasında şimşekleri üstüne çeken basın kuruluşları için ne sansür ne de baskı ortamı yeni bir meseleydi. burcu karakaş, istanbul ve ankara merkezli çalışan gazetecilerle yaptığı röportajlar ve arşivden notlarla 90'lı yıllarda gazeteciliğin resmini çiziyor.

    kitapla ilgili bağlantılar:

  • "manşetleri görüp aklımızı kaçırıyoruz"        meltem akyol, evrensel gazetesi, 25.07.2016

     

  • yalan dünya: reytingler, tıklar ve şimdi reklamlar adı: yalan dünya: reytingler, tıklar ve şimdi reklamlar (araştırma)
    ilk yayın tarihi: 2016, istanbul
    yayınevi: p24 yayınları
    içeriği/özeti:
      
    “normalleşme adına bir beklentimiz olacaksa eğer, hiç şüphesiz ‘yalan dünya’ olarak tasvir edilebilecek bu düzenin sorgulanması şart. bu noktada, şeffaflık talebinin bir ‘lüks’ değil, ‘ihtiyaç’ olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var.”
    basına yönelik baskıların, gazetecilere yöneltilen tehditlerin ve işsiz bırakılan basın emekçilerinin durumunun, “buz dağının görünmeyen kısmı” denilebilecek medya ekonomisinden ayrı düşünülemeyeceği görüşünden hareketle şu sorulara yanıt arıyor: esas alınan reyting ya da tirajlar ne kadar gerçekçi? Rakamlar şişiriliyor mu? reklam verenler bu rakamlara nasıl bakıyor? reklam ya da ilan verilirken hangi kriterler gözetiliyor? gazeteciler, sektörün önde gelen isimleri, ajans yetkilileri ve iletişim alanında çalışan akademisyenlerle yapılan görüşmelere yer veren kitap, ölçümleme sistemlerinin güvenirliğini, basın ilan kurumu’ndan doğan sıkıntıları ve siyasî baskıların reklam verenlerle ilişkileri nasıl etkilediğini de tartışmaya açmayı hedefliyor.

     

    ne olmuş güldüysek adı: ne olmuş güldüysek - evrim alataş kitabı (deneme)
    ilk yayın tarihi: haziran 2018, ankara
    yayınevi: ayizi yayınları, kadınlar ve hayatlar dizisi-9
    içeriği/özeti:
      
    “ölümle hesabım var, daha önce de söylemiştim. yer yer espri ile de olsa değindiğin kaybettiklerimize gelince… yüreğimizin bir kenarında saklamasını bildiğimiz ata yadigarı sandıklar gibi geliyor bana. sana ait ama senden değil. kullanmayacaksın da… saklayacaksın sadece. onlar sarardıkça, kullanılmaz hale geldikçe, başka bir kuşağa devredeceğini bile bile saklayacaksın. aslında hiç sana ait olmayacak. taşıyıcısın sadece. alıp kullansan, yıkasan mesela, sarılıkları gitse, o zaman maneviyatı kalmayacak. ve yılların, bir ihanet acısının hesaplaşması ile geçecek.”
    evrim alataş kimsenin adına konuşmadı. hakkında da konuşmadı. sesi sahibine iade etti. o sese tercüman oldu. duyulsun diye. tek soru şu: duyuyor musunuz?
    kitapta karin karakaşlı'nın yazdığı "bir hayattan gidememek" başlıklı yazıdan sonra burcu karakaş'ın 9 farklı yazısında evrim alataş'ı tanıyan onunla birlikte çalışan çok sayıda arkadaş, meslektaş ve dostunun düşünceleri dile getiriliyor. kitaba neslihan cangöz de bir yazısıyla katılırken, evrim alataş'ın iki de mektubuna yer verilmiş.

    kitapla ilgili bağlantılar:

  • burcu karakaş ve mukaddes alataş ile söyleşi        suzan saner, çatlak zemin sitesi, 31.07.2018
  • evrim alataş’ın adı        anıl mert özsoy, gazete duvar, 26.07.2018

     

  •  

    yazar ve kitapla ilgili yazılar, çalışmalar:

  • habercilikte değişen trendler – burcu karakaş ile söyleşi        murat utku, medyaskope, 20.05.2020
  • "amaç, en ufak eleştiriyi bile görünmez kılmak"        evrensel gazetesi, 09.06.2020
  • "gazetelerin yazı işleri mutfakları homofobik"        k24 haber portalı, 02.10.2015.
  •  

    bağlantılar:

  • kişisel haber sitesi
  • kişisel haber bloğu
  • bianet'teki yazılarının sayfası
  • journo.com'daki yazılarının sayfası
  • 1 + 1'deki yazılarının sayfası
  • medyaskop'daki yayınlarının sayfası
  • bu sayfa en son 17.09.2020'de düzenlenmiştir.